28/3/2009

RUHLARIN DÜNYASI: HADES

RUHLARIN DÜNYASI: HADES

Prof. Dr. Çiğdem Dürüşken, "Ruhların Dünyası: Hades", Klasik Filoloji Seminerleri IV, 1. Baskı, Aralık 2008, (Sf. 1-23).





Yunan'ın dinsel inancı ile özgür ve zengin hayal gücünün arasındaki ince çizginin görünür resmi olan Hades ya da Haides, ölüm anında bedenin sınırlarından kurtulan ölülerin, doğaüstü varlıklar, gölgeler olarak yaşamlarını sürdürdüklerine inanılan bir hayal ülkedir. Yunanca, Görülmeyen anlamına gelen Haides (Gr. *** - Hades; *** - Haides; Plouton; Lat. Aidoneus; Haides; Pluto; Pluton), Yunan söylence dünyasında, hem Yeraltı Tanrısı, hem de ölülerin ülkesi olarak bilinir.

Hades, Yeraltı Tanrısı olarak, aşağı dünyanın ve o dünyanın yurttaşları olan ölülerin koşulsuz efendisidir. Ünlü bir binici, güçlü kuvvetli bir bekçi ve hem köpeği Kerberos'a (Cerberus), hem de zorla kapıp götürdüğü karısı Persephone'ye egemen bir güç olarak betimlenen Hades, bedensel çürümenin ya da çözülmenin evi olan krallığında, insanların ve diğer tanrıların yüreğine korku salmasıyla, Olymposlular arasında ön plana çıkar.

Yunan söylencesinde, dünya üç krallığa ayrıldığında, her bir krallık Kronos'un (Cronus) oğulları arasında paylaştırılmıştır. Zeus göklerin, Poseidon denizlerin egemenliğini ele geçirirken, Kronos ve Rheanın oğlu olan Hades, karanlık bir krallık olan üçüncü dünyanın yöneticisi olarak atanmıştır. Tanrı Hades'in ilk adı, Ais'tır; daha sonra Aides ya da Aidoneus olarak kullanılmıştır. Hades adının ilk kullanımları, "ev", "saray" sözcüklerinin anlamlarıyla bağlantılı olarak kullanılırken, Hades'in bir tanrı olarak egemenlik kazanmasından başlayarak, "Hades'in Evi", ya da "Hades'in Sarayı" anlamında değişmiş ve Tanrı, egemeni olduğu saraya adını vermiştir. Ais, Aides ya da Hades, her şeyin yok olmasına ya da gözden kaybolmasına neden olduğu için, Yunanca "görülmeyen, görülmez olan" ya da "görülmezlik veren" anlamlanın içerir ve '"görülür, görülür olan" ve "görünür kılan" anlamına gelen Güneş Tanrısı Helios'a karşıt bir anlam yükü kazanır. Bundan başka, ilk anlamlarından biri olan "günün getirdiği parlaklık" ifadesiyle tanımlanan, Göklerin ve Tanrıların Tanrısı Zeus'a (Zeus Hypsistos) zıt bir kullanım içerir. Ancak, Yunan söylencelerinde, Zeus, "Khthonios" (dünyaya ait olan) lakabını alarak, Zeus Katakhthonios (Yeraltının Zeus'u) olarak, karanlıklar krallığıyla ve dolayısıyla Aides ya da Hades'e işaret ederken, Güneş Tanrısı Helios hiçbir zaman karanlık dünyayla bağlantılı olarak kullanılmaz. Bu "başka Zeus", '"bu dünyadan göçenlerin konuksever Zeus'u" olarak bilinir. Buna benzer biçimde, Yunan söylence kültüründe Hades'in temel özelliklerini belirleyici birçok adı vardır. Örneğin, Polydegmon: Birçok Konuğu Ağırlayan; Plouton: Servet Sahibi Olan; Servet Sahibi Kılan; Eubouleus ya da Euboulos: Sağlıklı Öğütler Veren.
...

Yazının devamını okumak için, başta bulunan künyedeki dergiyi satın alınız. Künyedeki eser İstanbul Üniversitesi, Latin Dili ve Edebiyatı bölümünden (Klasik Filoloji) temin edilebilir.

1/2/2009

ROMA’DA TAKVİM

ROMA'DA TAKVİM

Prof. Dr. Çiğdem DÜRÜŞKEN, Cogito, sayı:22, “Takvim: Zamanın Haritası” (Yapı Kredi Yayınları), Sf.101-111,  2000.

 

Romalılar, çiftçilik geleneğinden gelen bir toplum olduklarından, özel­likle toprağın sürülmesi için, yıl içindeki mevsimleri tanımada belli bir yön­tem uygulamak zorundaydılar. İlk resmî takvimin kabulünden çok önceleri, mevsimlerin gelişini belirlemede kullanılan yöntem, belli birtakım yıldız kü­melerinin[1] doğuşunun ve batışının gözlemlenmesi şeklindeydi. Hatta, halk arasında, resmî takvim kabul edildikten sonra bile, toprağın sürülmesi için bu yöntem kullanılmaya devam etti.

 

Romalılar arasında ilk resmî takvim, kentin kurucusu Romulus tarafın­dan ayın dönüşüne ve evrelerine dayanarak[2] İ.Ö. 738'de düzenlendi. Romu-lus'un düzenlediği Romanın ilk takvimine göre, Romanın kuruluş tarihi (İ.Ö. 753) başlangıç noktası kabul edilerek yıllar belirlenmişti[3]; yıl, 304 gün ve 10 aydan oluşuyordu. Ancak, bu düzenlemede, 61 gün dikkate alınmadı­ğından, kış mevsiminde bir aralık söz konusuydu. Romulus'un takvimi tanrı Mars'ın (Mart) adının verildiği ay ile başlıyordu (Ovidius, Fasti, 1.28, 39; 4.25.26). Bu ay, aynı zamanda, yeni seçilen consullerin görevlerine başladık­ları[4] önemli bir aydı. Bu konuda, Roma ulusunun, savaş tanrısı Mars'ın so­yundan geldiğine olan inancının ve Roma çiftçileri arasında bu tanrının di­ğer tanrılardan daha önemli bir yeri olmasının rolü büyüktü: Tanrı Mars, Yunan söylencelerinde, Zeus ile Hera'nın oğlu Ares'in Roma dünyasındaki karşılığıdır. Ancak, Ares, Yunanlılar arasında kaba gücün ve körü körüne sa­vaşın simgesidir ve eli kanlı bir bozguncu olarak nitelendirildiğinden sevil­mez (Hesiodos, Theogonia, 921; Ilias, 5.30; 8.30). Oysa, Romalılar için Mars'ın önemi çok büyüktür. Çünkü, kuruluş efsanesine göre bu tanrı Romulus'un babasıdır; dolayısıyla Romulus soyundan gelen gerçek Romalıların atasıdır. Ovidius'un[5] Roma takvimini incelediği Fasti adlı yapıtında, Mars'a tapımın, Roma’nın kuruluşundan önceleri, Latin ve diğer İtalyan halkları arasında da ortak olduğu belirtilmiştir (1.39, 3.73). Bu tanrıya, savaşçı ka­rakterinin ötesinde, çiftçileri koruyucu özelliği yüzünden de tapılırdı. Roma­lı çiftçilerin inancına göre, Mars, toprağın meyve vermesini, buğday üretme­sini, üzümlerin ve ekinlerin büyümesini sağlarken, sürüleri korur, kendileri de onun bu cömertliğine karşılık domuz, koyun ya da boğa keserek borçları­nı öderlerdi. Yaşlı Cato[6], De Re Rustica (Çiftçilik Üzerine) adlı yapıtında, bir çiftçiyi, Mars tanrıya kendisini, ailesini ve çiftliğini hastalıklardan, kötü hava koşullarından ve zararlı olabilecek başka dış tehlikelerden koruması için dua ederken betimler ve halkın Mars'a tapınmasının nedenlerini canlı bir anlatımla dile getirir (141): "Mars tanrı, senden, bana, evime ve aileme karşı lütufkâr ve merhametli olmanı diliyorum ve sana yakarıyorum. Bu niyetle, tarla­mın, arazimin ve çiftliğimin domuz, koyun ve boğa kurbanıyla[7] senin hükmü­ne geçmesini büyürdüm. Bu töreni, senin görünen ya da görünmeyen hastalık­ları, kıtlığı, ekinlerin yok olmasını, felaketleri ve mevsimsiz esen rüzgârları en­gellemen, savuşturman ve uzaklaştırman için; senin, sebzelerin, buğdayların, üzüm bağlarının ve meyve bahçelerinin büyüyüp olgun ürünler vermesini sağlaman için; ve senin, çobanları, sürüleri koruman ve bana, evime ve aileme gü­venlik ve sağlık bahşetmen için yerine getirdim..."

 

Ovidius, Roma takviminde yılın Mart ayıyla başlamasının bir nedeninin de, Romalı ataların Anna Perenna[8] ile ilgili tapımlarını bu ayda gerçekleştir­mesi olarak gösterir (3.145-146): Anna Perenna adı; annus'un (yıl) kişileştirilmiş dişil durumu, perenna ise, yılların bitmez tükenmez sürecinin kişileştirilmesidir. Romalılar arasında çok yaşlı bir kadın olarak bilinen ve yılların bol­luk ve bereket içinde geçmesi için kurbanlar keserek tapındıkları efsanevi Anna Perenna için Mart ayında düzenlenen festival, yeni yıl festivalidir. Mart ayı da yılın ilk ayıdır ve bu ayın ortalarında yeni yılın ilk dolunayı olduğu için, yakaranların yeni ve iyi istekleri için çok uygun bir tarihtir (3.531-534).

 

Romulus'un takviminde ikinci ay Aprilis (Nisan), Romalıların soyunun kuşaklar boyunca sürmesini sağlayan tanrıça Venus'a[9] adanmıştır (4.85-86; 4.27-28). Aprire= açmak ve apertum= açık sözcüklerinden türeyen Aprilis, bahar ayının doğanın kilidini açarak keskin soğuğu yok edip toprağı canlan­dırmasına işaret eder (4.87-89). Bu yüzden bu ayı, tanrıların ve insanların, kısaca evrenin doğumunu sağlayıcı bir güç olarak betimlenen Venüs'ün sahiplenmesi doğaldır (4.90); bu tanrıçaya bu aydan daha uygun olan başka bir ay yoktur (4.129) .

 

Adını maiores=yaşlılar'dan alan üçüncü ay, Maius'tur (Mayıs). Bu ayı, iuvenes= gençler adından türeyen dördüncü ay, Iunius (Haziran) izlemekte­dir (5.73, 6.86). Yaşlılara adanan aydan sonra, gençlere adanan ayın gelmesi (6.88), Romulus'un, insanları yıllarına göre iki kısma ayırmasından doğar (6.84-88). Ona göre, yaşlılar kendilerine danışanlara bilgi aktarımına, ikinci­ler dövüşmeye hazırdır. Bu ayların doğuşu, Romulus'un atası Numitor'un, ondan, takvimdeki bir ayı yaşlı insanlara adamasını dilemesi sonucunda gerçekleşmiştir. Romulus, atasının bu isteğini kıramamış ve kurduğu yeni kentin saygıdeğer yöneticileri olan yaşlı insanlara 3. ayı adayarak, yaşlıların çağını tanınır ve ölümsüz kılmıştır (5.71). Bunun yanında, bu ayın Mercurius'un[10]  annesi Maia'nın adından geldiği iddiaları da vardır (5.88): Yunan söylence dünyasında, Atlas'ın kızları Pleiadların arasında sayılan Maia, bir nympha (su perisi) olarak betimlenmiştir. Romalılar, Yunan söylenceleriyle tanışmadan önce, ateş tanrısı Vulcanus'un yanında yer alan Maia adında bir tanrıçaya inanıyorlardı.[11]  Roma söylenceleri, Yunan söylenceleriyle karıştık­tan sonra, bu tanrıçanın öyküsü, Yunanlıların Maia'sıyla özdeşleştirilmiş ve Roma takviminin 4. ayı onun adıyla anılır olmuştu.

 

Ovidius'un Fasti adlı yapıtında, gençlere adandığı söylenen Iuvenus ayı­nın adının, Iuppiter'in kız kardeşi ve eşi olan Iuno'nun[12] adından geldiğine inanıldığı belirtilir (6.26). Bundan başka, bu adın tanrılara içki sunan ve Hercules'in eşi olarak bilinen gençliğin kişileştirilmiş biçimi olan Hebe'den geldiği (6.75), ya da Sabinler ile Roma halkının birleşmesinden geldiğini söyleyenler de vardır[13] (3.195-228).


Bundan sonra gelen ay adları, sayısal olarak düzenlenmiştir (1.42): Quintilis (Temmuz) 5. ay; Sextilis (Ağustos) 6. ay; September (Eylül) 7. ay; October (Ekim) 8. ay; November (Kasım) 9. ay; December (Aralık) 10. ay. Daha sonradan, Marcus Antonius'un, İ.Ö. 44 yılında, Caesar'ın ölümünden önce çıkardığı bir yasayla, bu takvimdeki 5. ay olan Quintilis, doğum günü dola­yısıyla Iulius Caesar'a adanmış, benzer bir nedenle 6. ay olan Sextilis ise, Augustus'a adanmıştır. Bunun sonucunda, 5. ay Iulius, diğeri ise Augustus adıyla anılmıştır.[14]

...

Devamını okumak için, başta künyesi verilen dergiyi satın alınız.



2/9/2008

“Catullus’un Şiirlerinde Küçük Asya Gezisinden Kesit

                                                                                                               

 

14/7/2007

MAKALE LİSTESİ

*"Thales'in Arkhe'si Üzerine Filolojik Bir İnceleme", Felsefe Tartışmaları, Panorama, 3. sayı, Eylül, İstanbul, 1988, s.70-75.


*"Stoa Mantığı", Felsefe Arkivi, 28.sayı, Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul,1991, s.287-308.


*"Antikçağ'da Sporun Anlamı, Önemi, Eğitimi", Türk Alman Diyaloğunda Spor Ahlakı ve Spor Felsefesine Yeni Yaklaşımlar Sempozyumu, Eylül, İstanbul, 1991, (Bildiri Metni), s.127-130.



*"Thales'in Arkhe'si Üzerine Filolojik Bir İnceleme", Felsefe Tartışmaları, Panorama, 3. sayı, Eylül, İstanbul, 1988, s.70-75.


*"Stoa Mantığı", Felsefe Arkivi, 28.sayı, Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul,1991, s.287-308.


*"Antikçağ'da Sporun Anlamı, Önemi, Eğitimi", Türk Alman Diyaloğunda Spor Ahlakı ve Spor Felsefesine Yeni Yaklaşımlar Sempozyumu, Eylül, İstanbul, 1991, (Bildiri Metni), s.127-130.


*“Genç Plinius'un Mektupları Işığı Altında Roma Yaşamından Kesitler", Anadolu Araştırmaları, XIII.sayı, Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1994, (Konferans Metni), s.215-230.


* "Antikçağ'da 'Psykhe' Kavramına Genel Bir Bakış", Felsefe Arkivi, 29.sayı, Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1994, s.75-85.


* "Cicero'da Mantık" Lucerna, 1.sayı, Klasik Yayınlar, İstanbul,1992, s. 25-29.


*"Latinlerde Dil Bunalımı", Lucerna, 2.sayı, Klasik Yayınlar, İstanbul, 1993, s.11-17.


* "Pro Archia ve Rhetorica Teknikleri Üzerine Bir Deneme", Kuram, 8. 9. sayı, İstanbul, 1995 .


* "Rhetorica Ad Herennium'da Sözcük ve Anlam Sanatları", Lucerna, 3. sayı, Klasik Yayınlar, İstanbul, 1995.


*"Catullus'un Şiirlerinde Küçük Asya Gezisinden Kesitler", Lucerna-Sina Kabaağaç Anısına, 4.sayı, Klasik Filoloji Araştırmaları, İstanbul, 1998.


*"ROMA: Sorunlu Bir Kent- Iuvenalis’in III. Yergisi, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, sayı: 91, Arkeoloji ve Sanat Yay., Faruk Zeki Perek Özel Sayısı, 1999, s. 32-39.


*“Vitruvius, Mimarlık Üzerine VI. Kitap 1-3 Bölüm”, çev. Çiğdem Dürüşken; 4-8 Bölüm, Bedia Demiriş, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, sayı: 91, Arkeoloji ve Sanat Dergisi Yayınları, Faruk Zeki Perek Özel Sayısı, 1999.


*“Carpe Diem: Horatius’un Yaşam Anlayışı”, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, sayı: 96, Arkeoloji Ve Sanat Yay., İstanbul, 2000, s.36-43.


*“Roma’da Takvim”, Cogito-Takvim= Zamanın Haritası, sayı: 22, Yapı Kredi Yay., İstanbul, 2000, s. 101-111.


*“De Providentia’da Ölüm Anlayışı”, FelsefeLogos, Bulut Yay., İstanbul, 2000, s. 143-152.


*“A Philological Approach to Thales’Water Parable: What Does Thales Mean with Water?”, Philosophical Inquiry, Spring 23, Athens, 2001


* “Iuvenalis’in Sürgünü ve Mısır İzlenimleri”, Lucerna, Mart 2001.


*Some Remarks on the Cultural Basis of the Greek Philosophy”, Çiğdem Dürüşken / Cengiz Çakmak,
Felsefenin ve Düşüncenin Serüveni, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi / Avusturya Kültür Ofisi, 6 Ekim 1998, Yer: Ed. Fak. Genel Kurul Salonu, İstanbul. (Konferans)


*“Genç Plinius'un Mektupları Işığı Altında Roma Yaşamından Kesitler", Anadolu Araştırmaları, XIII.sayı, Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul, 1994, (Konferans Metni), s.215-230.


* "Antikçağ'da 'Psykhe' Kavramına Genel Bir Bakış", Felsefe Arkivi, 29.sayı, Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1994, s.75-85.


* "Cicero'da Mantık" Lucerna, 1.sayı, Klasik Yayınlar, İstanbul,1992, s. 25-29.


*"Latinlerde Dil Bunalımı", Lucerna, 2.sayı, Klasik Yayınlar, İstanbul, 1993, s.11-17.


* "Pro Archia ve Rhetorica Teknikleri Üzerine Bir Deneme", Kuram, 8. 9. sayı, İstanbul, 1995 .


* "Rhetorica Ad Herennium'da Sözcük ve Anlam Sanatları", Lucerna, 3. sayı, Klasik Yayınlar, İstanbul, 1995.


*"Catullus'un Şiirlerinde Küçük Asya Gezisinden Kesitler", Lucerna-Sina Kabaağaç Anısına, 4.sayı, Klasik Filoloji Araştırmaları, İstanbul, 1998.


*"ROMA: Sorunlu Bir Kent- Iuvenalis’in III. Yergisi, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, sayı: 91, Arkeoloji ve Sanat Yay., Faruk Zeki Perek Özel Sayısı, 1999, s. 32-39.


*“Vitruvius, Mimarlık Üzerine VI. Kitap 1-3 Bölüm”, çev. Çiğdem Dürüşken; 4-8 Bölüm, Bedia Demiriş, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, sayı: 91, Arkeoloji ve Sanat Dergisi Yayınları, Faruk Zeki Perek Özel Sayısı, 1999.


*“Carpe Diem: Horatius’un Yaşam Anlayışı”, Arkeoloji ve Sanat Dergisi, sayı: 96, Arkeoloji Ve Sanat Yay., İstanbul, 2000, s.36-43.


*“Roma’da Takvim”, Cogito-Takvim= Zamanın Haritası, sayı: 22, Yapı Kredi Yay., İstanbul, 2000, s. 101-111.


*“De Providentia’da Ölüm Anlayışı”, FelsefeLogos, Bulut Yay., İstanbul, 2000, s. 143-152.


*“A Philological Approach to Thales’Water Parable: What Does Thales Mean with Water?”, Philosophical Inquiry, Spring 23, Athens, 2001


* “Iuvenalis’in Sürgünü ve Mısır İzlenimleri”, Lucerna, Mart 2001.


*Some Remarks on the Cultural Basis of the Greek Philosophy”, Çiğdem Dürüşken / Cengiz Çakmak,
Felsefenin ve Düşüncenin Serüveni, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi / Avusturya Kültür Ofisi, 6 Ekim 1998, Yer: Ed. Fak. Genel Kurul Salonu, İstanbul. (Konferans)

Sempozyum, Bildiri, Konferans:


*"Antikçağ'da Sporun Anlamı, Önemi ve Eğitimi", Türk-Alman Diyaloğunda Spor Ahlakı ve Spor Felsefesine Yeni Yaklaşımlar Sempozyumu, Spor Pedagojisi Alt başlıklı Oturum, 12 Kasım 1990, İ.Ü. Edebiyat Fakültesi.



*"Genç Plinius'un Mektuplarında Roma yaşamından Kesitler", Alkım Konferansları, Düzenleyen: Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü, 2 Nisan, 1991, Edebiyat Fakültesi.


Genç Plinius'un Mektuplarında Bithynia Eyaletinin Kentsel Sorunları”, HABITAT, Çağlar Boyunca Anadolu'da Yerleşim ve Konut Uluslararası Sempozyumu-International Symposium on Settlement and Housing in Anatolia Through the Ages, 5-7 Haziran, İstanbul, 1996, s. 151-158.


*“Some Remarks on the Cultural Foundation of Ancient Greek Philosophy”, Felsefenin ve Düşüncenin Serüveni, Çiğdem Dürüşken / Cengiz Çakmak, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi / Avusturya Kültür Ofisi, 1998, Isis Yay., 2001, İstanbul (Baskıda)


*“Carpe Diem: Horatius’un Yaşam Anlayışı”, Akşit Göktürk’ü Anma Toplantısı, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, 21 Şubat 2000, İstanbul.


*“Catullus’un Şiirlerinde Toplum, Kadın ve Aşk”, Akşit Göktürk’ü Anma Toplantısı, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, 22 Şubat 2001, İstanbul.


*Nietzsche’nin Yunanlıların Trajik Çağında Felsefe Adlı Yapıtının Kültürel Arkaplanı  Galatasaray Üniversitesi, 21 Nisan 2000, İstanbul.


* “Vergilius’ta Yeraltı Dünyası”, Dr. Sina Kabaağaç’ı Anma Toplantısı, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, 30 Nisan 2003, İstanbul.


* “Mecone: Gelincik Ovası”, NaviSalvia: Dr. Sina Kabaağaç’ı Anma Toplantısı, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, 30 Nisan 2004, İstanbul.


*“Apuleius – Metamorphoses: Bir Eşeğin Gözünden İnsan Manzaraları”, Akşit Göktürk’ü Anma Toplantısı, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, 23 Şubat 2005, İstanbul.


*“Antikçağ’da Doğanın Öfke Halleri”, İstanbul Kültür Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, 16 Mart 2005, İstanbul.

by c. cengiz çevik (c) 2007
jimi the kewl